Yıllardır yüksek öğrenim ve iş güç sebebiyle erteleyip durduğum askerlik ile sonunda yüzleşme kararı aldım. 🙂 Nisan celbinde kısa dönem denizci olarak askere gittim ve geldim. Gitmeden önce şu askerlik nedir ne değildir, neyle karşılaşırım diye bir hayli internette araştırma yapmış; ama doğru dürüst birşey bulamamıştım. O yüzden dönünce başımdan geçenleri yazıp yayınlayacağım diye kendime söz vermiştim. Bizden sonrakilere faydamız dokunsun azıcık. 🙂

Tercihler ve Sınav

Askerlik kararı aldırır aldırmaz, karşıma çıkan ilk mesele sınav konusu oldu. Bu sınav ne işe yarar? Sınavda başarılı olmak yerleştirme sonucunu nasıl etkiler? Kısa-uzun farketmez, ne çıkarsa bahtıma diye düşünmüyorsanız, bu soru kafanızı oldukça kurcalayacaktır. Malum, karar aldırma esnasında birkaç form dolduruyoruz ve bir takım tercihlerde bulunuyoruz. Kimine göre yerleştirme sonucunun bu tercihler doğrultusunda olup olmayacağına etki eden en önemli faktörlerden biri sınavdır kimine göre ise bunun ya hiç etkisi yoktur ya da bu etki çok azdır.

Benim acemi birliğinde görüp anladığım kadarıyla ikinci görüş daha doğru gibi… Oradaki arkadaşlarımın çoğunun ilk tercihi denizci ve kısa dönem olmakmış. Kimi sınavda başarılı olmak için bayağı uğraşmış ve oldukça yüksek oranda doğru cevap verdiğine inanıyordu; kimi de cevapları tamamen salladığını ya da kasten yanlış yapmak için uğraştığını söylüyordu. Tercihlerinde ilk sıraya denizci dışında başka sınıf yazmış olan kişilerin sayısı da pek az değildi.

Özetle, seçme yerleştirme aşamasında nasıl bir mekanizmanın işlediğini anlamaya çalışmak boş bir çaba gibi. O yüzden, bu aşamada kendi koşullarınız doğrultusunda en doğru tercihleri yapıp sınav sürecini de adam gibi tamamlayıp merkezdeki büyüklerimizin sizi en doğru yere yerleştireceğini düşünerek beklemek en doğrusu gibi. 🙂

Acemilik

 

Celp GirişiBen pek çok kişinin şanslı addettiği bir gruptandım ve askerliğimi denizci olarak yaptım. Acemi birliğim İskenderun Deniz Alayı idi.

İskenduran’a gitmek için erken saatli bir uçağa binip Adana’ya gitmem, oradan da otobüslerle İskenderun’a geçmem gerekti. Şehirde biraz dolanıp çok fazla zaman kaybetmeden (saat 13:00 gibi) birliğe gidip teslim oldum. İyi ki öyle yapmışım. O kadar uzun bir kabul süreci vardı ki; tüm muayene, evrak ve eşya işleri hallolduktan sonra yerleşip yatağımıza yatmam gece yarısını bulmuştu. Son dakikaya kadar şehri gezmeyi tercih edip saat 17:00 gibi birliğe teslim olanlar ise ancak sabaha karşı 5:00’e doğru yatabilmişlerdi. Tabi yatmalarının çok bir anlamı olmamıştı çünkü 1:30 saat sonra tekrar kalkmak zorunda kaldılar.

Birliğe girerken bizi detaylı bir aramadan geçirdiler. Her türlü yiyecek-içecek, ilaç, kesici alet, elektronik eşya, CD, kaset gibi şeyleri içeri sokması yasaktı. Bunları tek tek toplayıp bazılarını imha ettiler bazılarını da acemi birliğinden çıkarken vermek üzere emanet depolarına kaldırdılar. (1-2 hafta sonra, Alay Konutanı bu arama sürecinde gelenlerin üzerinden çıkan şeyleri bizlere göstermişti, hepimiz dumur olmuştuk. Birbirinden tuhaf kesici-delici aletler ve bir sürü uyuşturucu hap toplanmış. Memleket gençliğinin vay haline demiştim içimden.)

Daha sonra 10 aşamalı kabul süreci başladı. Uzun bir kuyruğa girdik. Her aşamada işlemler için bir bina tahsis edilmişti. Bir aşamayı tamamlayınca diğer aşama için yan binaya geçiyorduk. İşlemler şöyleydi:

  1. Mehmetçik Ferdi Kaza Sigortası yapılması
  2. Evrak işlemleri (Kayıt, bakaya kontrolü…vs)
  3. Tabur ve bölüklere atanma, talim öğretmenlerinin belirlenmesi
  4. Psikolojik testler
  5. Boy ve kilo ölçümü, aşı kontrolü, kızamık ve menenjit aşısı yapılması
  6. Vücut ve diş muayenesi
  7. Er evsaf kartlarının doldurulması
  8. Mesleğe yönelik mülakat
  9. Er maaşınızın yatacağı banka hesabı ve banka kartı için başvuru işlemleri
  10. Önceden adımıza hazırlanmış banka kartlarının teslim alınması

 

Celp Giriş SınavıBu kabul sürecinden sonra melbusat depolarına gittik. Eşya ve kıyafetlerimizi aldık. O kadar çok şey verdiler ki; taşımakta çok zorlandık. Ardından bölük komutanları ve talim öğretmenleri ile tanışma faslı gerçekleşti. Daha sonra ise yatakhanelere yerleştik.

Acemi birliğinde geçirdiğim bütün süre boyunca bol bol uygun adım yürüyüş, ordu cimnastiği ve silahlı hareketler üzerine eğitim yaptık ve “Deniz Erinin Not Defteri” adlı küçük bir kitapçığı çalıştık. “Eğer dönem sonunda denetleme olmazsa acemi birliği çok rahat geçer” diyorlardı ama maalesef bizim dönem sonunda bir denetleme olacaktı. Sanırım ondan ötürü biraz eğitimlere fazla özen gösterdiler.

1- 4 Mayıs tarihleri arasında bir denetim geçirdik. Bir grup Albay yanaşık düzen hareketlerinden tutunda üreme sağlığı konularına varıncaya kadar testten geçirdi bizi. Albay’lardan birinin tasarruf ile ilgili sorduğu soruya kendi verdiği örnek beni çok şaşırtmıştı: “Nasıl tasarruf yapabiliriz çocuklar. Örneğin çamaşır makinesinden çıkan suyu yer temizliğinde kullanabiliriz.” Çamaşır makinesinden çıkan kirli suya gelinceye kadar sayılacak yüzlerce tasarruf kalemi var bence ama sanırım Albayımız hepimizi aşmış dedik içimizden.

Denetim sonrasında kalan son 1 haftamız ise tamamen tören provaları ile geçti. Kilometrelerce uygun adım yürüdük durduk. Onlarca defa yemin törenini prova ettik. Tabi törenlere askerlerin aileleri ve yerel basın da davet edildiği için imaj açısından Ordu yemin törenlerine çok büyük önem veriyor… O yüzden son 1 hafta İskenderun sıcağında bayağı bir ter dökmek zorunda kalmıştık.

Acemi birliğindeyken, en çok tuhafıma giden şey herşeyi bölükçe yapmamızdı. Saçınız uzunsa ve kesilecekse, “ben bir berbere gideyim” diyemiyordunuz. Her hafta bir tarama yapılırdu, saçı uzun olanlar seçilir ve topluca berbere gidilirdi. Akşam banyoya mı gideceksiniz? Akşam yoklamasında banyo yapmak isteyenler talepte bulunur, gidip banyo malzemelerini alır, dışarda bir yerde sıra olur ve uygun adım banyoya giderdi. Hal böyle olunca günümüzün çok büyük bir kısmı kuyruklarda beklemekle geçiyordu.

Bir başka tuhaf şey de, uygun adım yürürken ya da koşarken söylemek zorunda olduğumuz marşlardı. Askere gitmeden önce bir tek “Yaylalar yaylar”ı bilirdim. Meğer askeri camianın rapertuarı korkunç genişmiş. Bize söyletilen marşların çoğu bol argolu ve küfürlüydü. En masum olanlarından birkaç örnek vereyim.

Çavuş bağırır: Sol Sağ
Bütün birlik aynı anda: Kızlar bizim olsa
Çavuş: Hangisi?
Birlik: Sarışın, esmer, kumral, fark etmez
Çünkü biz bahriyeliyiz
Bahriyeli affetmez, affetmez

Bir diğeri:

Bir elinde el bombası
Bir elinde tabancası
Kıbrıs’a çıktık Kıbrıs’a
Yunan’ı da döktük denize
Kalleş Yunan, kalleş Apo
Hoplama zıplama otur yerine
Onuncu Bölük …. (gerisini yazmayayım :))

Birlikteki Onbaşı ve Çavuşların haline çok acımıştım. Ellerinde çok fazla yetki yoktu ama sorumlulukları çok fazlaydı. Hepsi 20 yaşında, uzun dönem askerler arasından seçilmişti. Haliyle 30 yaşında askere gelmiş kısa dönemler üzerinde çok fazla oterite kuramıyorlardı. Tabi bu yüzden çok fazla sürtüşme de oluyordu. Ama ellerinden bağırıp çağırmaktan fazlası gelmiyordu.

Alay Komutanı’nın (Sualp Keser) kısa dönem askerlere karşı daha dikkatli ve özenli bir yaklaşımı vardı. Sonradan talim öğretmenlerinden öğrendik ki; Komutan bütün kadroyu biz gelmeden önce toplayıp küfür ve kötü davranış konusunda ciddi bir şekilde uyarmış. Bundan ötürü talim öğretmenleri de bize biraz mesafeli davranmak zorunda kalıyordu.

Alay Komutanı’nın çok ilginç bir uygulaması vardı. Birlikte bir sürü yere “Şikayet Kutusu” koydurmuştu. Hergün birliği gezer ve bu şikayet kutularına atılan notları kendi toplardı. Bizim çok hoşumuza gitmişti tabi ama astsubaylar da hiç haz etmiyordu. Yeri geldikçe “Askerde silsile yoluyla müracaat vardır, böyle direkt komutana not yazmak da nerden çıkmış.” gibi serzenişlerde bulunuyorlardı.

Usta Birliği

Askerde denizci olmanın 2 güzel tarafı var:

  1. Acemi birliğinden sonra usta birliği için gideceğiniz en kötü yer Ankara’dır. Sevk yerlerinin çoğu İzmir, İstanbul, Marmaris, Antalya, Çanakkale gibi yerlerdir.
  2. Eğer amfibi ya da hava savunma birliği gibi bir yere gitmiyorsanız, askerlik boyunca ne kamuflaj ne postal giyersiniz. Ayağınızda makosenlerle, yazın t-shirt kışın gömlek giyersiniz.

Ben de usta birliği olarak İzmir, Karaburun Radar ve Deniz Gözetleme Birliğine düştüm.

[Devam edecek…]