Önceden Espresso benim için çok da cazip olmayan, arada bir tadılacak bir lezzetti. Ta ki birkaç yıl önce yaz tatilimi İtalya’da geçirmeye karar verinceye kadar. Otobanlardaki restoran zinciri AutoGril’in mis gibi kahve kokan yemek salonlarına girip çıktıkça, Espresso’ya daha da yakınlaştım. Türkiye’ye geri döndüğümde ise eksikliğini en çok hissettiğim şey bol köpüklü ve hoş kokulu Espresso olmuştu. Bu lezzet elimin altında olsun diye çok geçmeden bir Espresso makinesi almaya karar verdim. Ve daha sonra zaman içinde anladım ki; bu Espresso mevzusu göründüğünden çok daha karışıkmış.

Makalenin devamını okumak için tıklayın!